PARİS İN TURİSTİK YERLERİNİ BİLMİYORSAN TEK YAPACAĞIN ŞEY PARİS İN GÜZELLİKLERİ SİTESİNE TIKLAMAK... 😏
1. EYFEL KULESİ
Paris gezilecek yerler listemizin ilk sırasını, sizin de rahatlıkla tahmin edeceğiniz üzere bir mühendislik harikası olan Eyfel Kulesi’ne ayırdım.
324 metrelik Eyfel Kulesi ile ilgili tartışmalar bugün bile devam ediyor. Paris halkının büyük bölümü, yapıyı kentin kalbine vurulmuş bir hançer olarak nitelendiriyor. Özellikle Fransa’nın başkentine ilk kez seyahat eden gezginler ise kuleye harika manzaranın tadını çıkartmak ve romantik anlar yaşamak için adeta akın ediyor.
2. Notre Dame Katedrali
Gotik tarzdaki dini yapı, Sen Nehri kıyısındaki alana 1163-1334 yılları arasında inşa edilmiş. Katedralin yükseldiği bu yer, Keltler ve Romalılar tarafından da kutsal kabul ediliyormuş.
Notre Dame Katedrali’nin ana kapısının önünden geçen yol, “Kilometre Sıfır” olarak adlandırılıyor. Hz. İsa’nın dikenli tacı gibi dini açıdan değerli nesneler ise yapının kültürel açıdan önemini birkaç kat arttırıyor.
Notre Dame ziyaretiniz sırasında öncelik verebileceğiniz bölümler:
- Batı Cephesi
- Gülpencereler
- Bakire Taçkapısı
- Uçan Payangalar
- Galerie des Chimeres
- Hazine Odası
3. Louvre Müzesi
Neden mi böyle diyorum? Çünkü kültürel tesiste 35 bine yakın eser sergileniyor. Bunlar arasında en yoğun ilgiyi ise Milo Venüsü ve Marly Atları ile 20. yüzyılda ünlenen Mona Lisa çekiyor.
Müzenin binasının yapılış amacı, aslında günümüzdeki kullanımından oldukça farklı. Zira tarihi yapı, ilk olarak 1204 yılında Philippe Auguste tarafından Viking akınlarına karşı savunma amaçlı inşa ettirilmiş. 14. yüzyılda kraliyet ailesinin konakladığı saray, son şeklini ise 1934 yılında almış.
Louvre bünyesindeki koleksiyonların tamamını incelemek haftalar gerektiriyor. Müze, ayrıca gündüz saatlerinde bir hayli kalabalık oluyor. Kalabalıktan hoşlanmayanlar ve farklı ambiyans peşindekiler içinse müze ayın belirli günlerinde gece ziyaretlerine açık tutuluyor.
4. Montmartre (Ressamlar Tepesi)
İşin açıkçası gerek Eyfel Kulesi gerekse de Louvre Müzesi, konuklarına keyifli zaman geçirebilecekleri birçok fırsat sunuyor. Ancak gün boyu kalabalık olmaları, bir noktadan sonra insanı bunaltıyor. Neyse ki kentte böyle bir durumda gidilebilecek oldukça güzel bir kaçış noktası, yani Montmartre var.
Bana göre Paris’te görülecek yerler listesine alınabilecek en ideal yerlerden biri olan Montmartre, Ressamlar Tepesi adıyla da anılıyor. Zira kentin bu kesimi, ilham kaynağı sayılabilecek güzelliği ve sessiz atmosferinden dolayı Picasso, Salvador Dali, Claude Monet gibi ustalar çalışmalarının bir bölümünü buradaki stüdyolarda gerçekleştirmiş.
Sanat dünyasının önemli isimlerinin yoğun ilgisi ise belirli bir zaman sonra tepenin popülaritesinin kayda değer oranda artmasıyla sonuçlanmış. Bu durum günümüzde de sürüyor. Dar sokaklara sıralanmış kafeler ve sanat stüdyoları gezginlerin uğrak noktası konumunda.
Ressamlar Tepesi’ne gündüz giderseniz, Sacre Coeur çevresinde zaman geçirmenizi tavsiye ederim. Gece ise eğlenmek için rotanızı Moulin Rogue ya da Lapin Agile’e çevirebilirsiniz.
5. Sacre Coeur Bazilikası
Yüksek bir noktadan, özellikle de Eyfel’in seyir teraslarından, Montmartre’nin zirvesine doğru baktığınızda büyüleyici güzellikteki Sacre Coeur Bazilikası’nı görebilirsiniz.
Etrafı geniş çim alanlarla çevrili bazilika, 1874’teki Fransa-Prusya Savaşı’nda hayatını kaybedenlerin anısına 1875-1914 yılları arasında inşa edilmiş. Roma ve Bizans mimarilerinden esintiler taşıyan dini yapı, kendisini ziyaret edenlere “Great Mosaic of Christ Majesty” gibi etkileyici çalışmaları görme ayrıcalığı sunuyor.
Tabii ben sizlere Sacre Coeur’un sadece iç kısmını ziyaretle yetinmemenizi öneririm. Çünkü 300 basamağı aşıp kubbesine çıkarsanız, kentin enfes manzarasını seyretme ayrıcalığına kavuşabilirsiniz. Aşağıya indiğinizde soluklanmak içinse bazilikanın ön tarafındaki çim alanı tercih edebilirsiniz.
6. Şanzelize Caddesi
Şimdiye kadar sizlere Paris’in kültürel yönünü tanıtmaya çalıştım. Şimdi ise kentin lüks ve ışıltılı kısımlarının başında gelen Şanzelize Caddesi’nden bahsetmek istiyorum.
Alışveriş tutkunu gezginlerin favorisi konumundaki cadde, 1667 yılında XIV. Louis’nin bahçıvanı Andre Le Notre önderliğinde inşa edilmiş. Tabii sonradan kentteki isyanları daha kolay bastırmak adına belirli noktalarına rötuşların yapıldığı da söyleniyor.
Şanzelize’de birçok ünlü markanın mağazasını bulabilirsiniz. Buna ek olarak daha önce belirttiğim gibi Paris tatiline ayırdığınız bütçe genişse cadde çevresindeki otellerde konaklamayı ya da en azından restoranlarda bir şeyler yemeği düşünebilirsiniz. Paris’in kalburüstü eğlence mekânlarından birkaçı da burada sizleri bekliyor.
7. Zafer Takı
Şanzelize gezintiniz esnasında yukarı doğru ilerlerseniz, mimari bir başyapıt olarak nitelendirilen Zafer Takı’nı görebilirsiniz.
Charles de Gaulle Meydanı’nı süsleyen simge yapının inşasına, 1806 yılında Napolyon Bonapart’ın emri doğrultusunda başlanmış. Yalnız sürecin tamamlanması için 30 yıl beklenmesi gerekmiş.
Bir tarafından baktığınızda kentin tarihi siluetinin keyfini sürebileceğiniz, diğer tarafındansa modern Paris’e bakış atabileceğiniz takın hemen altında “Meçhul Asker Mezarı” isimli anıt bulunuyor. Bu anıt, I. Dünya Savaşı sırasında ölenlerin anısına inşa edilmiş.
Anıtı ziyaret ettikten sonra manzaranın tadını çıkartmak için üst kısmındaki seyir terasına çıkmanızı öneririm. Özellikle gün batımında buradan manzarayı izlemek insana ayrı bir keyif veriyor.
8. Disneyland
Paris’te çocuklu ailelerin eğlenmek için gidebilecekleri herhangi bir yer yok mu?” sorusu zihninizi kurcalıyorsa size tek bir cevap verebilirim: Disneyland Paris
Mümkünse bir tam gününüzü ayırmanızı önereceğim tema parkı, 1992 yılında kurulmuş. Amerika Birleşik Devletleri dışında açılan ikinci tesis olduğundan, içerisinde dolaşırken Disney ruhunu çok daha net biçimde hissedebilirsiniz.
Resmi adıyla Euro Disney Resort, iki ana bölümden oluşuyor. Walt Disney Studios Park, nostalji meraklıları ve küçük yaştaki çocuklar için ideal. Yetişkinler ve maceracı ruha sahip gençlere yönelik içeriğe ise Disneyland Park isimli kısımda yer verilmiş.
Kent merkezine 32 kilometre uzaklıktaki tema parkına kolay ulaşım imkânı ararsanız, RER seferlerinde yerinizi alabilirsiniz.
9. Versay Sarayı ve Bahçeleri
Bazı gezginler için Paris, etkileyici sarayların ve bahçelerin şehri anlamına geliyor. Aslında bence de bu tanımlama gayet tutarlı. Özellikle Versay Sarayı ve Bahçeleri’ni Paris’te gezilecek yerler listenize ekleyerek kentin bu yönünü tanımaya yönelik iyi bir başlangıç yapabilirsiniz.
Kent merkezine 20 kilometre uzaklıktaki saray, ilk olarak XIII. Louis döneminde mütevazı bir av köşkü olarak inşa edilmiş. XIV. Louis’nin Fransa tahtına oturduğu dönemde ise 20 bin kişiyi ağırlayabilecek şekilde genişletilmiş.
Genişletme çalışmalarındaki amaç, yalnızca çok sayıda kişinin ağırlanabileceği alanlar yaratmak değilmiş. Çünkü tasarımında Fransız Barok ve Klasik mimarinin başarıyla harmanlandığı sarayın, kralın gücünü simgelemesi de istenmiş.
Hatta bu amaç doğrultusunda kudretli yapının çevresindeki geniş arazide etkileyici peyzaj çalışmaları yapılmış. Dolayısıyla sakın zamanınızı sadece sarayın içerisinde dolaşarak harcamayın. Mutlaka Versay’ın bahçelerini de gezin.
10. Orsay Müzesi
Paris, romantik atmosferine ek olarak aynı zamanda sanatsal açıdan da göz kamaştırıcı birikime sahip bir şehir. Haliyle gezi programı oluştururken yalnızca Louvre ile sınırlı kalmayıp Orsay Müzesi’ni de ekleyerek kentin bu konudaki hazinelerini çok daha detaylı biçimde tanıyabilirsiniz.
Müzede, 1848-1914 yılları arasında üretilmiş sanat eserlerine yer veriliyor. Empresyonist tablolar ise müzenin en değerli koleksiyonunu oluşturuyor.
Orsay’ın sergi salonlarını gezerken Van Gogh, Cezanne, Manet v Monet gibi ustaların birbirinden değerli çalışmalarını incelemek, eminim sizi de en az benim kadar etkileyecektir.
BU YAYIN BİR SİTEDEN BİLGİLER ALINARAK YAPILMIŞTIR...
Yorumlar
Yorum Gönder